25 Şubat 2010 Perşembe

İki Şey Var Dostum: Seni Bana Beni Sana, Seni Benden Beni Senden...

Kalitesiz İnsan ın özelliğidir :
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller :
1 - Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür :
1-... Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı Nitelikli İnsan yapar :
1- İradeye Hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki şey Ekstra Değer katar :
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır :
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar :
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır :
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır :
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıylayaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller :
1- Aşırılık (mübağala, abartı, ifrat, tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir :
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

22 Şubat 2010 Pazartesi

Muhabbet Kuşu ve Aşk



Muhabbet Kuşları ve Aşkı,

Aşk ve muhabbet kuşları,

Kuşları ve muhabbet

aşk ve muhabbet

kuşları ve aşk

...

18 Şubat 2010 Perşembe

Tutmayan El

''Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın ?''

Neyi arıyorsan sen O'sun

Neyi arıyorsan sen O'sun" der Mevlana...

Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık...

Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sü­rükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır.

Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslın­da, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü...

Her aşkta kendimizi ararız; o yü...zden bulduklarımız, benzerlerimizdir.

Resimlerini yanyana koyun sevdiklerini­zin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size...

Aşk denilen kaleydoskobun buzlucamına gözünüzü dayadığınızda, binbir camın rengarenk ışıklar saçarak döndüğünü ve her seferinde bambaşka şekiller ördüğü­nü görürsünüz. Her camda, farklı bir ren­giniz vardır; her şekilde sizden bir parça...

Aşklarınız hülasanızdır.

Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın, farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu, cam par­çalar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz...

Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizde­ki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki si­zin ilhamınız, tenindeki sizin ısınız...

Yoksa hâlâ bir sevdiceğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır...

15 Şubat 2010 Pazartesi

Kalp durur, Akıl unutur...

Mevlana demis ki:

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.



Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
Gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını,
ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur ...

MEVLANA

12 Şubat 2010 Cuma

101 Dilde Seni Seviyorum

I-love-you
Afrikaans: Ek het jou liefe

Afrikaans: Ek is lief vir jou

Albanian: te dua

Albanian: te dashuroj

Alentejano(Portugal): Gosto De Ti, Porra!

Alsacien: Ich hoan dich gear

Amharic: Afekrishalehou

Arabic: Ana Behibak (to a male)

Arabic: Ana Behibek (to a female)

Arabic: Ib'n hebbak....

Arabic: Ana Ba-heb-bak

Arabic: nhebuk

Arabic: Ohib...oke (male to female)

Arabic: Ohiboka (female to male)

Arabic: Ohibokoma (male or female to two males or two females)

Arabic: Nohiboke (more than one male or female to female)

Arabic: Nohiboka (male to male or female to male)

Arabic: Nohibokoma (m. to m. or f. to two males or two females)

Arabic: Nohibokom (m. to m. or f. to more than two males)

Arabic: Nohibokon (m. to m. or f. to more than two females)

Arabic: (not standard) Bahibak (female to male)

Arabic: (not standard) Bahibik (male to female)

Arabic: (not standard) Benhibak (more than one male or female to male)

Arabic (not standard) Benhibik (male to male or female to female)

Arabic: (not standard) Benhibkom (m. to m. or female to more than one male)

Assamese: Moi tomak bhal pau

Basc: Nere Maitea

Batak: Holong rohangku di ho

Bavarian: I mog di narrisch gern

Bengali: Ami tomAy bhAlobAshi

Bengali: Ami tomake bhalobashi.

Berber: Lakh tirikh

Bicol: Namumutan ta ka

Bolivian: Quechua qanta munani

Bulgarian: Obicham te

Burmese: chit pa de

Cambodian: Bon sro lanh oon

Cambodian: kh_nhaum soro_lahn nhee_ah

Canadian: French Sh'teme (spoken, sounds like this)

Cantonese: Moi oiy neya

Cantonese: Ngo oi ney

Catalan: T'estim (mallorcan)

Catalan: T'estim molt (I love you a lot)

Catalan: T'estime (valencian)

Catalan: T'estimo (catalonian)

Cebuano: Gihigugma ko ikaw.

Chickasaw: chiholloli (first "i" nasalized)

Chinese: (see the entries for mandarin or cantonese!)

Corsican: Ti tengu cara (to female)

Corsican: Ti tengu caru (to male)

Croatian: LJUBim te

Czech: miluji te

Czech: MILUJU TE! (colloquial form)

Danish: Jeg elsker dig

Dutch: Ik hou van jou

Dutch: Ik ben verliefd op je

Ecuador: Quechua canda munani

English: I love you

English: I adore you

Esperanto: Mi amas vin

Estonian: Mina armastan sind

Estonian: Ma armastan sind

Farsi: Tora dust midaram

Farsi: Asheghetam

Farsi: (Persian) doostat dAram

Filipino: Mahal ka ta

Filipino: Iniibig Kita

Finnish: Mina" rakastan sinua

Flemish: Ik zie oe geerne

French: Je t'aime

French: Je t'adore

Friesian: Ik hald fan dei

Gaelic: Ta gra agam ort

German: Ich liebe Dich

Greek: s'ayapo r

Greek: (old) (Ego)

Greenlandic: Asavakit

Gujrati: Hoon tane pyar karoochhoon.

Hausa: Ina sonki

Hawaiian: Aloha I'a Au Oe

Hebrew: Ani ohev otach (male to female)

Hebrew: Ani ohev otcha (male to male)

Hebrew: Ani ohevet otach (female to female)

Hebrew: Ani ohevet otcha (female to male)

Hindi: Mai tumase pyar karata hun (male to female)

Hindi: Mai tumase pyar karati hun (female to male)

Hindi: Main Tumse Prem Karta Hoon

Hindi: Mai Tumhe Pyar Karta Hoon

Hindi: Main Tumse Pyar Karta Hoon

Hindi: Mai Tumse Peyar Karta Hnu

Hindi: Mai tumse pyar karta hoo

Hokkien: Wa ai lu

Hopi: Nu' umi unangwa'ta

Hungarian: Szeretlek

Hungarian: Szeretlek te'ged

Icelandic: Eg elska thig

Indi: Mai Tujhe Pyaar Kartha Ho

Indonesian: Saya cinta padamu (Saya, commonly used)

Indonesian: Saya cinta kamu ( " )

Indonesian: Saya kasih saudari ( " )

Indonesian: Aku tjinta padamu (Aku, not often used)

Indonesian: Aku cinta padamu ( " )

Indonesian: Aku cinta kamu ( " )

Iranian Mahn: doostaht doh-rahm

Irish: taim i' ngra leat

Italian: ti amo (if it's a relationship/lover/spouse)

Italian: ti voglio bene (if it's a friend, or relative)

Japanese: Kimi o ai shiteru

Japanese: Aishiteru

Japanese: Chuu shiteyo

Japanese: Ora omee no koto ga suki da

Japanese: Ore wa omae ga suki da

Japanese: Suitonnen

Japanese: Sukiyanen

Japanese: Sukiyo

Japanese: Watashi Wa Anata Ga Suki Desu

Japanese: Watashi Wa Anata Wo Aishithe Imasu

Japanese: Watakushi-wa anata-wo ai shimasu

Japanese: Suki desu

Javanese: Kulo tresno

Kannada: Naanu Ninnanu Preethisuthene

Kannada: Naanu Ninnanu Mohisuthene

Kiswahili: Nakupenda

Klingon: qabang

Klingon: qaparHa' (depends where in the galaxy you are)

Korean: No-rul sarang hae (man to woman in casual

Korean: Tangsinul sarang ha yo

Korean: Tangshin-ul sarang hae-yo

Korean: Tangsinul Sarang Ha Yo

Korean: Tangshin-i cho-a-yo (i like you, in a romantic

Korean: Nanun tangshinul sarang hamnida

Korean: Nanun Dangsineul Mucheog Joahapnida

Korean: Nanun Dangsineul Saranghapnida

Korean: Nanun Gdaega Joa

Korean: Nanun Gdaereul Saranghapnida

Korean: Nanun Neoreul Saranghanda

Korean: Gdaereul Hjanghan Naemaeum Alji

Korean: Joahaeyo

Korean: Saranghae

Korean: Saranghaeyo

Korean: Saranghapanida

Lao: Koi muk jao

Lao: Khoi huk chau

Latin: Te amo

Latin: Vos amo

Latin: (old) (Ego) amo te (ego, for emphasis)

Latvian: Es milu tevi (Pronounced "Ess tevy meeloo")

Lebanese: Bahibak

Lingala: Nalingi yo

Lisbon: lingo gramo-te bue', chavalinha

Lithuanian: TAVE MYLIU (ta-ve mee-lyu)

Lojban mi: do prami

Luo: Aheri

Macedonian: SAKAM TE!

Madrid: lingo Me molas, tronca

Malay: Saya cintakan mu

Malay: Saya sayangkan mu

Malay/Indonesian: Saya sayangkan engkau

Malay/Indonesian: Saya cintakan awak

Malayalam: Njyaan Ninne' Preetikyunnu

Malayalam: Njyaan Ninne' Mohikyunnu.

Malayalam: Ngan Ninne Snaehikkunnu

Malaysian: Saya Cintamu

Malaysian: Saya Sayangmu

Malaysian: Saya Cinta Kamu

Mandarin: Wo ai ni (Wo3 ai4 ni3 in tonal notation)

Marathi: me tujhashi prem karto (male to female)

Marathi: me tujhashi prem karte (female to male)

Marathi: Mi tuzya var prem karato

Mohawk: Konoronhkwa

Navaho: Ayor anosh'ni

Ndebele: Niyakutanda

Norwegian: Eg elskar deg (Nynorsk)

Norwegian: Jeg elsker deg (Bokmaal) (pronouncedyai elske dai) Op Op Lopveop Yopuop

Osetian: Aez dae warzyn

Pakistani: Mujhe Tumse Muhabbat Hai

Persian: Tora dost daram

Pig: Latin Ie Ovele Ouye

Polish: Kocham Cie

Polish: Ja cie kocham

Polish: Yacha kocham

Polish: Kocham Ciebie

Portuguese: Amo-te

Portuguese: (brazilian) Eu te amo

Punjabi: Mai taunu pyar karda

Punjabi: Main Tainu Pyar Karna

Quenya: Tye-mela'ne

Romanian: Te iu besc

Romanian: Te Ador

Russian: Ya vas liubliu

Russian: Ya tebya liubliu

Russian: Ya polubeel s'tebya

Russian: (malincaya) Ya Tibieh Lublue

Scot: Gaelic Tha gra\dh agam ort

Serbocroatian: Volim t

Serbocroatian: Ljubim te

Shona: Ndinokuda

Sinhalese: Mama oyata adarei

Sioux: Techihhila

Slovak: lubim ta

Slovene: ljubim te

Spanish: Te quiero

Spanish: Te amo

Srilankan: Mama Oyata Arderyi

Swahili: Naku penda (followed by the person's name)

Swedish: Jag a"lskar dig

Swiss-German: Ch'ha di ga"rn

Syrian/Lebanese: BHEBBEK (to a female)

Syrian/Lebanese: BHEBBAK (to a male)

Tagalog: Mahal kita

Tahitian: Ua Here Vau Ia Oe

Tamil: Ni yaanai kaadli karen (You love me)

Tamil: n^An unnaik kAthalikkinREn (I love you)

Tamil: Naan Unnai Kadalikiren

Tcheque: MILUJI TE^

Telugu: Neenu ninnu pra'mistu'nnanu

Telugu/india: Nenu Ninnu Premistunnanu

Thai: Phom Rak Khun (formal, male to female)

Thai: Ch'an Rak Khun (formal, female to male)

Thai: Khao Raak Thoe (affectionate, sweet, loving)

Thai: Phom Rak Khun

Tunisian: Ha eh bak *

Turkish: Seni seviyorum

Ukrainian: ja tebe koKHAju (real true love)

Ukrainian: ja vas koKHAju

Ukrainian: ja pokoKHAv tebe

Ukrainian: ja pokoKHAv vas

Urdu: Mujhe tumse mohabbat hai

Urdu: Main Tumse Muhabbat Karta Hoon

Vietnamese: Em ye^u anh (woman to man)

Vietnamese: Toi yeu em

Vietnamese: Anh ye^u em (man to woman)

Vlaams: Ik hue van ye

Vulcan: Wani ra yana ro aisha

Welsh: 'Rwy'n dy garu di.

Welsh: Yr wyf i yn dy garu di (chwi)

Yiddish: Ich libe dich

Yiddish: Ich han dich lib

Yiddish: Ikh Hob Dikh Lib

Yugoslavian: Ya te volim

Zazi: Ezhele hezdege (sp?)

Zulu: Mena Tanda Wena

Zulu: Ngiyakuthanda!

19 Ocak 2010 Salı

Yabani Kişilik

Yabani Kişilik ortama uyum sağlayamayan, girişken ruha sahip olmayan,... gibi

Tam olarak böyle mi? Tek pencere, evet. Yabani Kişik sadece bu olmamalı, topluma tepkisel yaklaşımlarda bulunan, toplum kurallarını hiçe sayan, kural tanımaz, kendi kurallarını toplum kuralları üzerinde gören de olabilmeli.

Dolaysızlık, gerçeği gösterme,...

...kapana sıkıştırılmış, programlanabilir kişilik... olmaya "hayır" diyebilen de "Yabani Kişilik" olarak tanımlanabilmeli...

Alakalı yazı: Uygarlığa Karşı Primitivizm

11 Ocak 2010 Pazartesi

Ezel - İlk Günah

Acı-itiraf
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:

Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..

Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..

Sana gelince,
sen o günleri;

kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahat
için...

En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...

Ramiz Dayı (Tuncel Kurtiz) bu sefer de Nazım Hikmet'in "Sen" şiirinden alıntı yaptı...

Ramiz Dayı'dan Tefo'ya:
Mezar taşında yazan günah
İlk işlediğin günahtır. Bunu unutma Teyfik


Kamil'den oğlu Mehmet'e:
Gelmeden öyle birşey yapayım ki
Mehmet benimle gurur duysun istedim...

Eğer kötü şeyler yapılmasına mani olamıyorsan
Sen de
Kötü şeyler yapmış sayılırsın...

Serdar'dan Tefo'ya:
Biri hakkında birşey bilmek istiyorsan
Kimi kazıklamış ona sor...

Selma'dan Ezel'e:
Keyfi yerinde
Seni bitirdiğini düşünüyor
İstediği bişey kalmadı artık sende
Kullandı bir kenara attı
Unuttu bile sen
Nedir bunun adı?
FIRSAT

Ezel:
Herkes günahının bedelini öder sonunda
kimene ölünce sorarlar
kimine yaşarken
ama herkes iyiliğiin de kötülüğünün de
bedelini öder sonunda

Ezel:
İlk günah sonrakilere benzemez
Sakladıkça çığ gibi büyür içinde

Ödedikçe bedelini yine de büyür borcun
Çünkü ilk günahının bedelini kendi başına ödeyemezsin

Sen ondan kaçtıkça
hep başkaları öder o bedeli
faizi ile
ilk günah cehenneme kadar sürükler
tüm kurbanlarını...

Ezel:
Günahkarlar karanlığa saklanır,
Çünkü bazı günahlar sadece karanlıkta işlenir.
Günahkarlar sesesizliğe saklanır,
Çünkü bazı günahlar o sessizliğin kendisidir...

İlk işlediğin günah,
Sadık bir sevgili gibi,
Bir gün ona dönmeni bekler

Sonraki tüm kötülüklerden say geriye
Hepsi ilk akıttığın kana bakar...

O zaman o ilk güne geri dönebilirsin...
Aynı hazzın peşinde
Aynı günahı defalarca işleyebilirsin.
Ama günahın sevdiğini öldürmekse eğer
Cezan tekrar tekrar öldürmektir onu.

Eyşan'dan Ezel'e (Eski evinde):
Geldin burdasın
Ağlama... Ağlama...
Ezel: Benim eyşan
benim...
Eyşan: Ama benim istediğim sen değilsi ki?!

Ezel:
Günahın ölümüne sevmekse eğer,
Cezan onların adlarını haykırmaktır.
Biri sesini duyana kadar...

Ezel: Günahlarımızın bedelini sevdiklerimiz ödemesin diye
Kendi suçumuzun bekçici kendimiz oluruz bazen
Çünkü günahı işleyen tetiği çekmekle kalsa iyi
Silahı da kendi eliyle uzatır hep bir başkasına

İşlediğin ilk günahın peşinden koşma sakın
Çünkü o elinde silah koşacak ardından



Diziden kitap notu: Henri Charriere'den kitabı Kelebek

Diğer Bölümlerden Seçmeler
* Ezel - Kaçınılmaz
* Ezel - Yalnız Kalmak
* Gülce - Ömer Lütfi Mete - Uçurumun kenarındayım Hızır
* Ezel - İhanet - Utanç - Yalnızlık 
* Ezel - Sadakat
* Ezel ve William Shakespeare - Macbeth


4 Ocak 2010 Pazartesi

Ezel - Kaçınılmaz


"Ezel" dizisinin "Kaçınılmaz" Bölümünden akılda kalanlar;

Ramiz Dayı: Kaçınılmazdan kaçamazsın...

Ramiz Dayı:
Ya nefret edeceksin
ya seveceksin yeğen
İkisini birden yapmaya kalkarsan
çatlarsın ikiye bölünürsün
Sen yapmayacaksın yeğen
emir vereceksin sonra
gideceksin
Ben yapacam ben...

Ramiz Dayı:
Hepimiz ayrı ayrı kaçınılmaz olandan kaçarız
Bu defa ümitliyiz bu defa kurtulacağız
Bu defa hiç bir şeyi atlamadık
Hiçbir şeyden korkmadık her şeyi göze aldık
Ama dönüp dönüp arkamıza bakmaktan
Önümüzdekini çok geç gördük yeğen
Hepimiz kaçınılmaz sondan kaçalım derken
O sonu hazırlayan başlangıçta bulduk kendimizi

Ramiz Dayı:
Sevmek, son kertede
kaçınılmaz sona karşı çıkmaktır

Ama o sonu bile bile sevmek,
Gözünü son kez kapar gibi sevmek
o sevgide hapsolmaktır

adım adım geriye gider gibi
sıfıra dogru sayar gibi
gözünü sonkez kapar gibi sevmek
işte öylesine sevmek
o sevgide haps olmaktır...


Ramiz Dayı:
Kör aşık gibidir kötü kader
Sen kaçtıkça
daha şehvetle düşer peşine
Sanılanın aksine
ölüm değildir kaçınılmaz olan şey
Kaçınılmaz olan
dönüp bakmaktır;
Hayatın gözlerinin içine...


Ramiz Dayı'dan Tefo'ya (2006):
Senin için sadakat hain ol dediğimde ihanet etmektir...

Ramiz Dayı:
Hiçbir son bir anda olup bitmez


Kör aşık gibidir kötü kader
Sen kaçtıkça daha şehvetle düşer peşine
Sanılanın aksine ölüm değildir kaçınılmaz olan şey
Kaçınılmaz olan dönüp bakmaktır;
Hayatın gözlerinin içine...

Ramiz Dayı'dan ayar manyağı ettiği Ali'ye:

Mesele köşeye adam kıstırmaksa;
sen mi kıstırdın köşeye,
yoksa ben mi seni…

Mesele köşeye adam sıkıştırmaksa;
sırtını duvara dayayan mı
yoksa arkasını görmeyen mi sıkışmıştır köşeye kardeş…
Mesele seni göt etmeye doymamaksa eğer;
ben yemeği yedim doydum
ama hesabı sen ödeyeceksin kardeş
Mesele kaçıp gitmekse eğer;
Mesele öldürmekse eğer;
hemen öldürmek kolay kardeş...
Hergün yavaş yavaş öldürmek...

Mesele öldürmek değil...
Her şeyi ben mi söyleyeceğim kardeş...
Onun orasını da sen düşün... Kardeş...

Ramiz Dayı:
Ne gelecekse başına
Daha önceden gelmiştir mutlaka
Kaçınılmazı engellemek
Sırf karşı çıkmak değildir mutlu sona
Kaçınılmazdan kaçmak için
Zamanı durdurmak yetmez
En başa dönmek gerekir
Başa dönmekse
Kapağı açmak değil
Doğru sayfayı çevirmektir...

Kız Kardeşinden Tefo'ya :
Kim gelecek diye merak ediyordum...
"iyi ki sen geldin abi"


Diğer Bölümlerden Seçmeler

* Ezel - Yalnız Kalmak
* Gülce - Ömer Lütfi Mete - Uçurumun kenarındayım Hızır
* Ezel - İhanet - Utanç - Yalnızlık 
* Ezel - Sadakat
* Ezel ve William Shakespeare - Macbeth

31 Aralık 2009 Perşembe

Biley taşı - Sokrates

Talebelerden biri Sokrates'e sormuş:
-Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?

-Evlat, demiş Sokrates: Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder...