Bilinç Zıplamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilinç Zıplamaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2010 Perşembe

Destan

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,

Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;

Evde cinayet, tramvay arabasında zina!

Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;

Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;

Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,

Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;

Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;

Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.

NFK

20 Temmuz 2010 Salı

Hayat ve Seçimlerimiz

Sürüklendiğimiz yerler bellidir. Çok farklı değildir senin hayatından benimkinde, benim hayatım onunkinden, onun hayatı seninkinden. Ortak paydada buluşabiliriz eninde sonunda ama sen görmek istemezsen gerçeği, sır perdesini indirmek istemezsen; hiç bir zaman yeteri kadar hayatı hayat yapan, insanı insan yapan unsurları öğrenemeyeceksin. Charles Eguone hayatı anlatmış kendince ve seçimlerimizi değerlendirmiş. İşte sana, bana, ona -hepimize- bir örnek; Hayat ve seçimlerimiz

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.

Hayat; ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar,para,giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.

Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Tecrübe Nasıl Kazanılır?

Tecrübe nasıl elde edilir? Tecrübe Nasıl kazanılır? Bu konuda birçok kaynaktan birçok yazı okuyabilirsiniz ancak sizi hiçbiri tatmin etmeyecektir çünkü tecrübe kitaplarda gizlenmiş değildir. Bir hikaye ile "Tecrübe nasıl kazanılır?" sorusuna cevap arayalım;

Ustaya başarısının sırrını sormuşlar...

İki kelime demiş:
- Doğru kararlar...

Hepimizden farklı olarak sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar:

Tek kelime demiş:
- Tecrübe.

Bu tecrübe denen şeyin sırrı ne diye sormuşlar.

Usta derin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş:
- Yanlış kararlar!

İnsan nasıl Olgunlaşır?

Olgunlaşmak nedir? İnsan nasıl olgunlaşır? Olgunlaşma evreleri nelerdir? gibi birbiri ardına sorulabilecek benzer hedefe giden sorular sormak uzattıkça uzatmak mümkün ancak bazıları vardır ki konuyu kısaca özetlerler. Şöyleki;

Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Peyami Safa

Herkesin üç kişiliği vardır

Kişiliklerin yitirildiği zamanlarda, sahip olunduğunun sanıldığı kişiliklere giden yollar ile ortaya çıkarılan kişiliğin yolunun, sahip olduğu kişiliğinin yolları ile hiçbir zaman kesişememesi sorunu çıkıyor olsa gerek. Sorunsuz bir kişilik için dikkatli ve bilinçli olmakta fayda var.

Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı.

Alphonse Karr

Kadın ve Karmaşa

Kadınların ve erkeklerin birbirleri hakkındaki farklı görüşlerinin bir kolleksiyonudur. Duruma ve/veya kişiye göre değişiklik gösterebilecek bu yorumlardan bazıları sizin için biçilmiş kaftandır, okuyun hak vereceksiniz.

* Tanrı kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar. Ahmet Altan

* Bir kadın aynı zamanda hem sevdalı, hem anne olamaz. Andre Maurois

* Kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya cevap bulamadım. Gerçekte kadınlar ne istiyor? Sigmund Freud

* Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar, öbürünü kırparlar. Miguel De Cervantes

* Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat, mahmuzla gitmeyen at; kapında varsa kaldır at.

* Kadına inanan, kendini aldatır. İnanmayan da kadını aldatır. Çin Atasözü

* Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur. İkinci karısını da başarısına. Jim Backus

* Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur. Zararı veren onları yakalamaktır. Jack Davies

* Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır. Moltimer Collins

* Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir. Bir kadın ölürken, dili.
George Chapman

* Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir.

* Kesinlikle evlen! Karın iyiyse mutlu, kötüyse filozof olursun. Sokrates

* Bütün dünyada bir tek güzel çocuk vardır. Bütün annelerde ona sahiptir. Çin atasözü

* Her başarılı erkeğin arkasında, onunla gurur duyan bir karısı ve bu işe şaşakalmış bir kayınvalidesi vardır. Brooks Hays

* Erkekler yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe

* Niye evlenecekmişim ki? Evlenirsem başıma gelecek en iyi şey boynuzlanmamaktır ki evlenmezsem bunu çok daha emin yollardan elde edebilirim. Sebastian Chamfort

* Erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan
evlenirler. İkisi de hayal kırıklığına uğrar. Oscar Wilde

* Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektır. Bir çok
kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir, ya da evli
olmadığı için acı çekiyordur. Simone De Beauvoir

* Bir erkek karınızı elinizden aldığı zaman karınızı ona bırakmaktan daha büyük bir
intikam yoktur. Sacha Guıtry

* Bekar erkekler kadınlar hakkında evli erkeklerden daha çok şey bilirler. Eğer bilmeselerdi onlar da evlenmiş olurdu. H.L.Mencken

* Erkek evlenene kadar eksik bir erkektir. Ve evlendiğinde artık bitmiştir. Zsa Zsa Gabor

* Kadınlara büyük saygı duyan ve onları herşeyin üstünde tutan erkekler,
kadınlar arasında popüler olmayı nadiren başarabilirler. J.Addıson

* Kadınlar güçsüz olana kendini bir ödül, güçlü olana bir eşya gibi sunar.
Cesare Pavese

* Bir erkeğe göre 'erkeğin iyisi' ile , bir kadına göre 'erkeğin iyisi' aynı şeyler değildir. Ortega Y Gasset

* Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler. O da doğdukları günden üç yaşına kadar oldukları zamandır. Gaston Paces

* Erkekler şaraba benzer. Geçen yıllar kötülerini ekşitir, iyilerini
olgunlaştırır. Cicero

* Cömertlik, erkeğe yakışan erdemdir.
Goethe

* Erkeği evinden kaçıran damın akması, bacanın tütmesi ve kadının çenesidir. Chauger

* Evli erkekler her yeni damadı sevinçle seyrederler. Tıpkı ormanda yeni yakalanıp getirilen genç bir aslanı seyreden kıdemli sirk aslanı gibi. Mark Twain

* Erkeklerin aklı, ev kadını arar, ama kalbi ve hayal gücü başka özellikler
peşindedir. Goethe

* En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe

* Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy


* Bir kadın ya sever, ya da nefret eder; ortası yoktur. Pubillius Syrus

* Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Files

* Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlarsız yaşanabilmesidir. Byron

* Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant

* Kadın, insanın gölgesi gibidir; kovalarsanız kaçar, kaçarsanız kovalar.
Chamfort

* Kadın kendi başına ne gül goncasıdır, ne de diken. Koklamasını bilirsen gül, tutmasını bilmezsen diken olur. Refik Halid Karay

* İyi bir kadın bir erkeği etkiler, zeki bir kadın onda ilgi uyandırır, güzel bir kadın büyüler, anlayışlı bir kadın ise ona sahip olur. Helen Rowland

* En güvenilir dost, anne baba ve sadık eştir

Aldatmaca bizi kafeslemiştir

Tarihin en acı derslerinden biri şudur: Yeterince uzun zaman aldatılmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her türlü kanıtı reddederiz. Gerçeği bulmakla ilgilenmeyiz artık. Aldatmaca bizi kafeslemiştir. Tuzağa düştüğümüzü kendimize bile itiraf etmek, son derece acı vericidir çünkü. Bir kez şarlatana iplerinizi verdiniz mi bir daha hiçbir zaman geri alamazsınız. Böylece, yenileri çıkagelene kadar eski aldatmacalar sürer gider.
Carl Sagan

4 Haziran 2010 Cuma

dallarda kanlı bülbüller

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
Sular sarardı...
Yüzün perde perde solmakta
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
Bu bir lisân-ı hafidir ki rûha dolmakta
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Ahmet Haşim

1 Haziran 2010 Salı

Gazze Yanlız Kalmamalı

Gazze Yanlız Kalmamalı - 'We will not go down in Gaza tonight' - Michael Heart

'We will not go down in Gaza tonight' - Michael Heart

27 Mayıs 2010 Perşembe

Günümüz futbolcusunda aranacak en büyük özellik

Hızlanmak, sonra bir an durmak, sonra birden hızlanmak. Ve bunları yerinde yapmak. Yani ivmeli oynamak. Günümüz futbolcusunda aranacak en büyük özellik

Futbolun temel fizik kuralları

Futbolun temel fizik kuralları şöledir;
1 - Kimse toptan hızlı gidemez.
2 - İki oyuncu arasındaki en kısa mesafe tek ve doğrusal pastır.
3 - Topun tamamı üç direğin arasından geçmezse kazanamazsınız.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Bill Gates Otomobil yaparsa

Bill Gates, Comdex bilgisayar fuarını gezdikten sonra şu açıklamayı yapar:

"Eğer Volkswagen firması son 25 yıl içinde bilgisayar sektörü kadar hızlı gelişmiş olsaydı bugün 500 dolara alacağımız arabalara 25 dolarlık benzin koyup dünya turu atmamız mümkün olacaktı."

Volkswagen'den yanıt gecikmez: "VW teknolojisi Microsoft teknolojisi gibi olsaydı otomobiller şöyle olurdu:
1- Her aldığınız arabada tek koltuk olur, diğer koltuklar için ekstra lisans parası ödemek zorunda kaırdınız.

2- Arabalarımız sadece bizim ürettiğimiz benzinle çalışırdı.

3- Ortada hiç bir neden yokken otomobiller günde en az iki kere stop ederdi.

4- Yol çizgileri her yeniden boyandığında yeni bir otomobil almak zorunda kalırdınız.

5- Otoyolda giderken birdenbire otomobilin bütün göstergeleri kilitlenir ve sizin bunu kabullenip arabayı bastan çalıştırmanız gerekirdi.

6- Bazen sağa dönüş gibi basit bir manevra, arabanın tamamen stop etmesine neden olur ve bu durumda motoru tekrar yüklemeniz gerekirdi.

7- Yağ, hararet ve akü ikaz ışıklarının hepsi ortadan kalkar ve tek bir "Genel Koruma Hatası" sinyali olurdu.

8- Yeni koltuklar herkesin ayni boy ve ağırlıkta olmasını gerektirirdi.

9- Bazen araba durup dururken kilitlenir ve aynı anda kapı kilidini açıp marşa basıp bir elle de anteni tutmadıkça blokaj çözülmezdi. (Ctrl+Alt+Delete)

10- VW her yeni model otomobili piyasaya çıkardığında müşterilerin araba kullanmayı bastan öğrenmeleri gerekirdi.

11- Kaza anında, hava yastıkları açılmadan evvel "Emin misiniz?" diye sorardı...

18 Mayıs 2010 Salı

Arbitraj Nedir? Arbitrajcı Kime Denir?

Arbitraj Nedir? Arbitrajcı Kime Denir?

Arbitraj fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para, kıymetli maden, tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir.

Farklı piyasalarda aynı menkul kıymetler için farklı denge fiyatları oluşmuş olması durumunda, menkul kıymetlerin ucuz olduğu piyasadan alınarak daha pahalı olduğu piyasada satılmasıdır. Arbitrajcı arbitraj işlemini gerçekleştiren kişidir. Alış-satış işleminin aynı anda gerçekleştiği varsayımı altında arbitrajcı hiçbir risk üstlenmez. Arbitrajda malın satış fiyatı ile alış fiyatı arasındaki pozitif fark arbitrajcı kârıdır. Arbitraj, piyasa işleyişinde bozukluğun sonucudur. Zira işleyen bir piyasada aynı menkul kıymetler için tek fiyat oluşur. Ve işleyen piyasalarda arbitraj mümkün değildir.

Arbitrajı örnekleyecek olursak; İMKB'de 10€ = 21.4 TL iken Dowjones'ta 10€ = 27 TL ise arbitrajcı İMKB'den aldığı avroları Dowjones'ta satarak kâr elde eder. Arbitrajın oluşabilmesi için iki piyasanın birbirinden habersiz olması gerekir fakat günümüzde mükemmel piyasa koşullarına yaklaşılmakta olduğundan arbitraj gün geçtikçe zorlaşmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Bir sıfır gerek bana

Bir sıfır gerek bana sol yanımda değer kazanacak,
Bir sıfır gerek bana değerli hissettirecek,
Bir sıfır gerek bana içi dopdolu olacak,
Ve bir sıfır gerek bana nereden başladığımı unutturmayacak...

Sen misin Schrödinger'in kedisi...

Bir kutunun içine konularak kaderine terk edilen ve kutu içine bakılmadığı sürece ölü ya da diri olduğu bilinmeyen yarı ölü yarı diri bir kedinin hikayesi.

Schrödinger'in Kedisi, varlık ile yokluk arasındaki sınırları kaldıran ve içinde bulunduğumuz sistemin mutlak ifadelerin geçersizliğini ispat eden,... kuantumdan beslenen bir teori. Bu teori, dışımızdaki madde dünyasının sandığımızın aksine, kurulmuş bir makine gibi çalışmadığını gösterir ve muhatap olduğumuz madde dünyasının sadece dışarıdan bir izleyici olmadığımızı, somut dünyaya zihnimizle dokunarak anlamlandırdığımızı anlatır. Spekülasyonlara açık ifadelerden ibaret olan bu teori, kuantum mekaniğinin temel dalga denklemini yazan Erwin Schrödinger tarafından 1935 yılında üretildi. O dönemlerde de anlaşılması zor olan bu teorem dönemimizde de kafaları karıştırmaya devam ediyor.Zihinlerin Şekillendirdiği Bir Kuantum Çorbası

"Bazen arkama döndüğümde dünyanın her zaman kökenin belirsiz ve amaçsızca akıp duran bir kuantum çorbası olduğu duygusuna kapılıyorum. Ama, ne zaman ki yüzümü oraya çevirecek olsam, dünya yeniden her zamanki gerçekliğine dönüşüyor. Bu durumda kendimi, ipeğin dokunuşunu hiç bir zaman duyumsamayan efsanevi Kral Midas'a benzetiyorum. İşte insanoğlu da tıpkı bu durumda kuantum gerçeğinin dokusunu asla deneyimleyemez Çünkü dokunduğumuz her şey maddeye dönüşüyor." Ünlü bilim adamı Nıck Herbert bu cümleleriyle evreni anlamlandırmaya çalışırken zihin gözlüğü ile çevremize baktığımızı ve bu gözlüklerin izin verdiği ölçüde dünyayı görme imkanımız olduğunu dile getiriyor.Bu gözlüklerle dünyaya bakmamız bir yandan maddi dünyayı algılamamızı sağlarken diğer yandan madde dünyası ile algılayamadığımız gerçekliğin üzerini örtüyor ve belirsizliğe neden oluyor.

Kuantumdan beslenen Schrödinger'in Kedisi, bu belirsizliği daha belirgin bir şekilde ifade etmek için yapılan hipotetik (düşünsel) bir deney. Kedi paradoksu olarak da bilinen bu teorinin kaynağı olan deneyde ünlü kedi, radyoaktif bir atom ve bir Gayger sayacıyla birlikte bir kutu içersine konulur. Eğer atom bozunursa Gayger sayacı tıkırdayacak, tıkırdama çekici harekete geçirecek çekiç ve zehir de kediyi öldürecektir. Bir kutunun içinde geçen bu entrikalarla dolu olayın bir saat sonunda kedinin durumu hakkında tahmin yürütülür. Kedi, bu bir saat sonunda kutunun içine bakacak olursak ölü müdür, diri mi?

Şüphesiz, eğer kutunun içine bakarsak kediyi ya ölü yada diri olarak buluruz. Peki ya kutunun içine bakmazsak? Bu durumda kedinin ölü olma olasılığı %50'dir, fakat diri olma olasılığı da %50'dir. Kuantum mekaniği buradaki belirsizlik sonucu olasılıkları farklı biçimde ele alır ve bir saat sonunda kutu içindeki kedinin durumunu "yarı ölü yarı diri" olarak tarif eder. Bu kadar muğlak bir sonla noktalanan deney, kuantumun ortaya koyduğu matematik, sanıldığından daha görünür sonuçlar ortaya koyar. "Örneğin;birçok sisteme kaynaklık eden transistörler ve lazerler bu sistemin ürünüdür.

"Bazen arkama döndüğümde dünyanın her zaman kökeni belirsiz ve amaçsızca akıp duran bir kuantum çorbası olduğu duygusuna kapılıyorum. Ama, ne zaman ki yüzümü oraya çevirecek olsam, dünya yeniden her zamanki gerçekliğine dönüşüyor."Son sözü gözlemci söyler Kuantum boyutlarında, bir tanecik tek bir tanecik neden-sonuç ilişkisi içerisinde değil, taneciğin bulunabilme ihtimali olan tüm olasılık dalga halleri biri diğerinden ayrılmayacak şekilde iç içe geçmiş vaziyette bulunur. Bu duruma 'süper pozisyon' adı verilir. Bunu basit bir şekilde ifade edecek olursak; bir taneciğin içinde bulunma ihtimali olan durumların aynı anda hepsinin bir arada olma halidir. Örneğin, bir elektron için süper pozisyon, elektron bulutunun her yerinde bulunması manasına gelir. Süper pozisyonu Schrödinger'in Kedisi için düşünecek olursak, kedinin ölü ve diri olarak bulunduğunu varsayarız. Bütün bu çetrefilli ifadelerin ardından konunun özüne gelecek olursak; kedinin ölü yada diri olma durumunun üst üste indirilmiş olasılık dalgası, onu algılayan kişi tarafından çökertilerek bu durumların birinin fiziksel gerçeklik olarak ortaya koymasını sağlar. Bu durumda son sözü, kediyi izleyen ve zihin süzgecinden geçirilen gözlemci söyler. Gözlemci kediyi ya öldürür ya da canlı kalmasını sağlar.

Mikro alem için daha anlaşılır olan bu ifadeler, bir mikro alem yaratığı olan kedi ile anlatılmaya çalışıldığında algıları daha zorluyor. Bu konuyu mikro alemin en ünlü üyesi elektron ile açmaya çalışalım. Kuantum boyutlarında herhangi bir fiziksel sistem, olması gereken durumun dışında, birçok durumun hepsinde, aynı anda bulunabilmekte. Bir elektron, çekirdek etrafında bulunduğu yörüngenin belli bir zamanda sadece bir noktasında değil, her yerinde bulunma ihtimali vardır. Parçacık için şu ya da bu konumdadır diye bir şey söylenemez. Sadece nerede bulunabileceğine ilişkin bir olasılık aralığı verilebilir. Bu durumda ortaya çıkabilecek anlamsız sonuçların önüne geçmek amacıyla, aletlerimiz ihtimallerden hangi konumu bize veriyorsa, onu göz önüne alırız. Bu olaya(collopse) 'çökme' denir. Çökme karşımıza çıkan sonsuz olasılıklar arasında sadece bir tanesinin seçilerek algılayacağımız yönün belirlenmesidir. Meydana gelen çökme, algıladığımız gerçeklik sonucunu ortaya koyar. Böylece gözlenen sistemle gözleyen sistem bölünmez bir bütün olarak ele alınır ve gözleyen ile gözlemlenen sistemin birbirinden ayrı düşünülmesi anlamsızlaşır.Paralel evrende kedilerin olasılıkları

Schrödinger'in Kedisi'nden ilham alan bilim adamları farklı teoriler ortaya attılar. Bunlardan Wheleer ve Everett, çoklu evrenler teorisiyle alternatif bir yorum getirdiler. Bu teori, hem kuantumun olasılıklı yapısını hem de çökmenin nasıl olduğu ve ölçümü ne şekilde tanımlayabileceğimizi açıklamaya yönelikti Wheleer ve Everett bu teoride, dalga fonksiyonunun gerçekte çökmediğini, fonksiyonun indirgenmesi, için ne kadar olasılık varsa, o kadar alternatif evreni bölünmekte olduğunu ortaya koymaya çalıştılar. Schrödinger'in Kedisi'ne geri dönecek olursak; bildiğimiz gibi radyoaktivitenin bozunmasına bağlı olarak kedi ya ölecek yada diri kalacaktı. Çünkü kutunun içindeki kedinin dalga fonksiyonu, iki durumun üst üste binmiş halidir. Kutuyu açıp içine baktığımız taktirde, dalga fonksiyonu bu iki olasılıklı durumdan birine indirgeneceğinden, kedinin ya canlı ya da ölü olduğunu gözlemleyebiliriz.

Everett yorumunda farklı bir yaklaşım ortaya koyar, buna göre her iki olası durumun varlığı da gerçektir ve bu durum evrenin ikiye ayrılmasıyla gerçekleşir. Bu teoriye göre gözlemci kutuya bakmadan önce kedi evrende canlı iken, diğer evrende ölü olarak mevcuttur. Böylece, evrenin birinde gözlemci kutuyu açtığında kediyi ölü olarak gözlemlerken, diğer evrende canlı olarak görecektir. Bununla birlikte, iki evren arasında bir bağlantı yoktur.

Kısaca Wheleer ve Everett, ortaya koydukları temel ilkelerle, Schrödinger dalga denkleminin matematiğini, dalga denkleminin kollarından hiç birinin çöküntüye uğramadığını ve Kopenhag yorumundaki gibi fiziki bir gerçekliğin var olmadığını kabul etmektedirler. Paralel evrenler kavramını da ortaya atan bu görüş sonsuz sayıda dünyanın var olduğunu ve bizim bunların her birinde, birbirinden farklı versiyonumuzun bulunduğunu, bu yüzden de hepsinin farklı olaylar zincirinin gelişmesini sağladığını söyler.

13 Mayıs 2010 Perşembe

SAÇLARDA BİR YARIMKÜRE - CHARLES BAUDELAIRE

SAÇLARDA BİR YARIMKÜRE

Bırak da uzun uzun içime çekeyim saçlarının kokusunu
bir kaynağın sularına yüzünü daldıran bir susuz adam gibi
yüzümü daldırayım içlerine kokulu bir mendil gibi elimle sallayayım onları
sallayayım da anılar silkelensin havada

Saçlarında bütün gördüklerimi bütün duyduklarımı
bütün işittiklerimi bir bilseydin
Başka ins...anların ruhu ezgi ler üzerinde nasıl dolaşırsa
benim ruhum da koku üzerinde öyle dolaşır


Yelkenlerle serenlerle dolu bütün bir düş var saçların da
meltemi beni güzelim iklimlere uzayın daha mavi
daha derin olduğu havanın meyvelerle yapraklarla
insan derisiy le kokulandığı iklimlere götüren büyük denizler var saçların da

Saçlarının okyanusunda içli türkülerle her ulustan güçlü insanlarla
sonsuz sıcaklığın yangelip yattığı uçsuz bucaksız bir gök üzerinde
ince ve karışık yapıları oymalar gibi beliren
biçim biçim gemilerle kaynaşan bir liman görü yorum

Saçlarının okşamalarında güzel bir geminin kamara sında
bir divan üstünde geçmiş çiçek saksılarıyla serinlik verici testiler arasında
limanın fark edilmez yalpasıyla ığralanmış uzun saatlerin bezginliğini yeniden buluyorum

Saçlarının kızgın ocağında afyonla şekerle karışmış tütün kokusunu çekiyorum içime
saçlarının gecesinde sıcak ülke göklerinin sonsuzluğunu parıldar görüyorum
saçları nın ince ince tüylü kıyılarında katranın miskin
hindistan cevizi yağının birbirine karışmış kokularıyla sarhoş oluyo rum


Bırak da uzun uzun ısırayım ağır kara örgülerini.
Ele avuca sığmaz
ferman dinlemez saçlarını dişlediğim zaman anıları yer gibi oluyorum

SAÇLARDA BİR YARIMKÜRE - CHARLES BAUDELAIRE

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Eğer - Joseph Rudyard Kipling şiiri

Eğer (If) - Joseph Rudyard Kipling şiiri
Eğer

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
Ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
Sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
Ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
Veya hakkında yalan söylenir de sen... yalanla iş görmezsen,
Ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
Bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
Ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
Ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
Ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
Ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
Ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
Ve kaybedip yeniden başlayabilir
Ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
İşine yaramaya zorlayabilirsen
Ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
Başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
Ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
Altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

Sen bir insan olursun oğlum...

Eğer - Joseph Rudyard Kipling şiiri


Rudyard Kipling "if" Poem Animation


Heres a virtual movie of the great Rudyard Kipling (1865 - 1936) reading his wonderful wise much loved ode to stoicism the poem "If".


The poem is read by the late celebrated British actor Robert Morley.


Joseph Rudyard Kipling (30 December 1865 18 January 1936) was an English author and poet. Born in Bombay, British India (now Mumbai), he is best known for his works The Jungle Book (1894) and Rikki-Tikki-Tavi (1902), his novel, Kim (1901); his poems, including Mandalay (1890), Gunga Din (1890), If— (1910); and his many short stories, including The Man Who Would Be King (1888). He is regarded as a major "innovator in the art of the short story";[2] his children's books are enduring classics of children's literature; and his best works speak to a versatile and luminous narrative gift.[3][4]


Kipling was one of the most popular writers in English, in both prose and verse, in the late 19th and early 20th centuries.


Kind Regards


Jim Clark
All rights are rsserved on this video recording copyright Jim Clark 2008

IF.....

IF you can keep your head when all about you
Are losing theirs and blaming it on you,
If you can trust yourself when all men doubt you,
But make allowance for their doubting too;
If you can wait and not be tired by waiting,
Or being lied about, don't deal in lies,
Or being hated, don't give way to hating,
And yet don't look too good, nor talk too wise:
If you can dream - and not make dreams your master;
If you can think - and not make thoughts your aim;
If you can meet with Triumph and Disaster
And treat those two impostors just the same;
If you can bear to hear the truth you've spoken
Twisted by knaves to make a trap for fools,
Or watch the things you gave your life to, broken,
And stoop and build 'em up with worn-out tools:

If you can make one heap of all your winnings
And risk it on one turn of pitch-and-toss,
And lose, and start again at your beginnings
And never breathe a word about your loss;
If you can force your heart and nerve and sinew
To serve your turn long after they are gone,
And so hold on when there is nothing in you
Except the Will which says to them: 'Hold on!'

If you can talk with crowds and keep your virtue,
' Or walk with Kings - nor lose the common touch,
if neither foes nor loving friends can hurt you,
If all men count with you, but none too much;
If you can fill the unforgiving minute
With sixty seconds' worth of distance run,
Yours is the Earth and everything that's in it,
And - which is more - you'll be a Man, my son!

çocuklar, sizin için kötü olacak

Kötü Elma çünkü elma kötü
Çocuklar, sizin için kötü olacak

"Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı.

Dünya değişiyor dostlarım.

Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz.

Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz.

Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak.

Biz kuşları ve mavilikleri çok gördük, sizin için çok kötü olacak.

Benden hikayesi."

Sait Faik Abasıyanık

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Hedef Düzenin Kendisi Olmalıdır

"Düzenin olduğu her yerde bir düzenleyen-düzenlenen, yani yöneten-yönetilen çelişkisi ve buna bağlı olarak ezen-ezilen, sömüren-sömürülen vb. zıtlıkları kaçınılmazdır.
O halde hedef düzenin kendisi olmalıdır."
Ömer Naci Soykan

Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız

"Bizim neslimiz büyük buhranı ya da Büyük Savaş’ı yaşamadı.
Bizim savaşımız ruhsal bir savaş.
Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız.”
Fight Club (1999)
Tyler Durden (Character)