26 Kasım 2010 Cuma

Vaşak Toros

Toros Vaşak görüntüleri... Toroslarda görüntülenmiş Vaşak
4 yavru vaşak ve bir anne vaşak
1 yavru vaşak ve bir anne vaşak
şeklinde iki farklı zaman ve mekanda ....
20 farklı fotokapan sayesinde elde edilmiş fotoğraflar, yer Antalya Toros.

vasak-toros

vasak-toros

25 Kasım 2010 Perşembe

Destan

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,

Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;

Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.

Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;

Evde cinayet, tramvay arabasında zina!

Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;

Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!

Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;

Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!

Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,

Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!

Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!

Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;

Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.

Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;

Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.

Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;

Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!

Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;

Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!

Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;

Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?

Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;

Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.

NFK

1 Eylül 2010 Çarşamba

Leo Buscaglia Örümcek Beyinli mi yoksa irticacı mı?

Çoğu kez alttakine benzer uyarılar yaptığımda insanlar bir anda başlıktaki gibi Örümcek beyinli mi yoksa irticacı mı yoksa bıdı bıdı gibi yafta aradılar. Oysaki insan özünü bulabilirse zaten her doğru yolu keşfedebilir. Bu doğru yoldan kasıt illaki ilahi değildir, insani ahlaki vb. dir de aynı zamanda... Alttakileri herkes biliyor ama korkuyor benzer söylemleri dile getirmekten... yaftalanmaktan korkuyor...

Yaşama küsme hakkınız yoktur.
Neden böylesine mutsuzsunuz ?
Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz ?
Belki işinizden memnun değilsiniz,
belki çevrenizden...
Maaşınızı az buluyor,
ya da kendinizi beğenmiyorsunuz...

Oysa...
Öylesine değerlisiniz ki.
Örneğin gözleriniz...
Gözlerinizi kaça satarsınız?
1 trilyon?
2 trilyon?
5 trilyon?
Satarsınız...
İşte zenginsiniz...

Ama...
Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra,
paranın bir değeri var mı?

Ya da derdiniz para değil...
Başarı ve saygınlık.

Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin
genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz?
Cevabınız "Hayır" değil mi?

O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız.
Yeter ki,
Allah'ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun.
Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz.
O halde....
ASLA UMUTSUZLUK YOK !

Leo Buscaglia

22 Temmuz 2010 Perşembe

Bir Düşün İçinde Bir Düş

Bir Düşün İçinde Bir Düş

Alnına konsun bu öpüş!
Ve, şimdi senden ayrılırken,
İtiraf edeyim ki-
...Günlerimi bir düş
Sayarken yanılmıyorsun;
Ama, umut gitmişse uzaklara
Bir gece ya da bir gün
Bir görüntüde ya da bir şeyde olmaksızın
Fark eder mi bu yüzden?
Bütün gördüğümüz ve göründüğümüz
Yalnızca bir düş içinde bir düş.

Kırılan dalgaların dövdüğü bir kıyının
Haykırışları içinde duruyorum:
Ve altın kum taneleri
Tutuyorum avucumda-
Ne kadar az! Ama nasıl da
Süzülüyorlar parmaklarımın arasından derinlerine
Ben ağlarken - ben ağlarken!
Ah Tanrım! Daha sıkı
Tutamaz mıyım onları?
Ah Tanrım! Tekini bile kurtaramaz mıyım acımasız
dalgadan?
Bir düşün içinde bir düş mü
bütün gördüğümüz ve göründüğümüz?

Edgar Allan Poe

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Sana Yazdım - Yasemin PULAT

Karda kışta zorda
Baharında yazında mevsimin
Sana açtım çiçeklerini içimin
Hep sana soldum sonra
Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın
Ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım

Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde
Sana bağırdım avaz avaz
Sana sustum
Seni düşündüm yarımında eksiğinde zamanın
Sana küstüm kimse bilmeden
Kimse bilmeden seninle barıştım

Ben bütün papatyaları sana yoldum
Bildiğim bütün küfürleri sana ettim
Sana yandım sana soğudum sana söndüm
Ben bütün yollardan sana gittim sana döndüm

Ben hep sana yazdım ya
Bütün soru işaretlerini bütün virgülleri
Bütün ünlemleri bütün noktaları sana koydum
Sana açtım bütün parantezleri
Bütün parantez içlerini seninle doldurdum
Ben sana ben hep sana ben bunu da sana yazdım

Ben sana yazarken her şeyi
Sen başka baharında mevsimin
Başka zamanında hayatın başka düşlerin
Başka kolların başka acıların koynunda
Yatağında en arsız sevişmelerin
Ben sana durdum ayakta sana düştüm

Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı
Ben bütün yaralarını içimin sana sardım
Sana topladım dağılan parçalarımı dagıldıkları yerlerden
Sana hastalandım sana iyileştim

Sana fırlattım oklarını hayallerimin
Seni hedef aldım seni ıskaladım
Seni vurdum sana kızdım seni affettim
Sana içlendim sana sabrettim
Ben sana ben hep sana yine sana yazdım

Ben sana yazdım ya her şeyi
Aşkı ayrılıgı en karasını cümlelerin en kanlısını
En ihtiraslısını en yaralısını en acısını hatta en ağırını
Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını
Bozmak için aşkın kara büyülerini
Yakmak için bazen sana ait kelimelerini dilimin
Tuz basmak için tenimin senden kalan yerlerine
Uyuyabilmek için uyanabilmek için
Unutabilmek için unutamamak için
Acıtmak için bazen senin de canını sana yazdım

Var olmakla yok olmak gibi
Kaçmakla yakalanmak gibi
İyiyle kötü gibi melekle şeytan gibi
Atmak gibi kendi uçurumlarından kendini
Ama ölmemek gibi ölememek gibi
Aşk ne karmaşık bir şeydi

Yasemin PULAT

20 Temmuz 2010 Salı

Hayat ve Seçimlerimiz

Sürüklendiğimiz yerler bellidir. Çok farklı değildir senin hayatından benimkinde, benim hayatım onunkinden, onun hayatı seninkinden. Ortak paydada buluşabiliriz eninde sonunda ama sen görmek istemezsen gerçeği, sır perdesini indirmek istemezsen; hiç bir zaman yeteri kadar hayatı hayat yapan, insanı insan yapan unsurları öğrenemeyeceksin. Charles Eguone hayatı anlatmış kendince ve seçimlerimizi değerlendirmiş. İşte sana, bana, ona -hepimize- bir örnek; Hayat ve seçimlerimiz

Hayat;
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir.

Hayat; ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar,para,giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.

Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir.
Güven ,mutluluk,şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde
etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir.

Tecrübe Nasıl Kazanılır?

Tecrübe nasıl elde edilir? Tecrübe Nasıl kazanılır? Bu konuda birçok kaynaktan birçok yazı okuyabilirsiniz ancak sizi hiçbiri tatmin etmeyecektir çünkü tecrübe kitaplarda gizlenmiş değildir. Bir hikaye ile "Tecrübe nasıl kazanılır?" sorusuna cevap arayalım;

Ustaya başarısının sırrını sormuşlar...

İki kelime demiş:
- Doğru kararlar...

Hepimizden farklı olarak sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar:

Tek kelime demiş:
- Tecrübe.

Bu tecrübe denen şeyin sırrı ne diye sormuşlar.

Usta derin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş:
- Yanlış kararlar!